Kaşığın İcadı


Bizler yani Türk milleti yaşamak için yemek değil, yemek için yaşayanlardanız. Boğazımıza düşkün olmamızın yanı sıra damak tadımızı da iyi biliriz. Bunun en basit örneği ülkemize gelen turistler. Filmlere konu olan klasik cümleler. Şiş kebap, turkish kebap. Demek ki durumumuz o kadar vahim değil. En azından yemek yapmayı iyi biliyor bunu dünyaya tanıtıyoruz.

Şimdi biraz hayal kuralım. Çok şık bir restorana gidiyorsunuz. Her şey lüks, içeride hafif bir müzik hakim. Masada mezeler, ortada salata. Çatal kullanarak salatayı mezeleri tüketmeye başlıyorsunuz. Garson geliyor ve size yemek öncesi hem midenizi de rahatlatmak için çorbalarınızı büyük kaseler içerisinde getiriyor. Tam elinizi çatalın yanına götürüyorsunuz oda ne kaşık yok. Çorbayı nasıl içeceksiniz. Etrafa baktığınızda herkes tasları kafasına dikiyor. Çenesinden çorba akanlar üstü başı batanlar, çok kötü bir görüntü. İşte bu kötü görüntü oluşmasın diye paleolitik zamanlarda kullanılan kaşıkların atası olarak kabul edilen deniz kabuklarından ilham alan Romalılar 1. Yüzyılda kaşığı icat ediyor. Romalılar modern insanlardı öyle çorbayı kafalarına dikerek içemezlerdi. Düşünüp bulmuşlar. Deniz kabuklarının o spiral şeklini örnek almışlar kendilerine.  Çokta iyi yapmışlar. Kaşık formu 1. Yüzyıldan beri değişmedi. Çoğu icat değişti veya geliştirildi ancak kaşık olduğu gibi kaldı. Kaşığın nesi değişebilir diye baktığımızda en iyi olabilecek değişiklik size çorbayı otomatik içirmesi olabilir.





Kaşığın İcadı 2

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git